31 Mart 2016 Perşembe

KIZIMIN HASTALIĞI : Böbrek Reflüsü, Belirtiler, Teşhis, Tedavisi, Doktorları ve Ameliyat Süreci

Zor zamanlardı.. Uzun, zor ve yıpratıcı bir süreçti..

Bu postu yazmak için ameliyatın üzerinden 9 ay geçmesi gerekti :) Elim gitmedi bir türlü.. Yazmak, bir nevi yeniden yaşamak çünkü.. Ama dönemediğim tüm sorulara yanıt verebilmek ve birilerine faydalı olabilmek adına artık yazmalıyım dedim.. Şu an çocuğunun bu hastalığı yaşadığını bilmeyen bir sürü anne var mesela.. Ben de onlardan biriydim..

Çok ayrıntıya girmemeye karar verdim.. Benzer belirtiler dolayısıyla şüphesi olan annelerin en kısa yoldan ne yapmaları gerektiğini bir çırpıda anlatmış olmak için.. Çünkü internette bir şey arıyorsun mesela, başlık senin aradığın konu oluyor. Hah buldum derken, yazılar yazılar yazılar okuyorsun okuyorsun bir sürü cümle kalabalığı ama adam gibi bir bilgi yok..
Bilmiyorum sizde durum nedir ama internette bir şey aradığımda doğru düzgün tatmin edici, yol gösterici bir şeyler bulamıyorum..

Bu yüzden evet uzun olacak ama sade ve anlaşılır yazmaya çalışacağım.. Yazdıklarımın kendi tecrübelerim, kızımın hastalığı sırasında doktorlarından edindiğim bilgiler olduğunu belirtip, bilimsel bir açıklama yapmadığımı hatırlatmak isterim..

Öncelikle hastalığımızın adı
Böbrek Reflüsü 

V.U.R, Mesaneden böbreğe sızıntı veya idrar kaçağı olarakta adlandırılabiliyor.. Basitçe anlatırsak mesanedeki idrarın sorunsuz dışarı atılması gerekirken, bu hastalığı taşıyan insanlarda idrar böbreğe geri gidiyor ve böbrekte hasar oluşmasına, küçülmesine, tedavi edilmediği takdirde böbrek kaybetme, diyaliz veya böbrek nakline sebep oluyor..

Bu hastalık doğuştan (genetik ) olabileceği gibi, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları sebebiyle de gerçekleşebiliyor..

Belirtileri, 

Bu hastalığı "bana göre" tehlikeli yapan, belirtilerinin bir çok hastalıkla aynı olması.. En dikkat edilmesi gereken belirtisi idrar yolu enfeksiyonu ve tekrarlayan, periyodik yüksek ateş.. Yani belli aralıklarla mesela ayda bir, üç haftada bir gibi sürelerle tekrar gelen, aniden 40/41'lere çıkan ve inatçı kolay kolay düşmeyen ateş..
Ancak buraya dikkat : En büyük belirtisi idrar yolu enfeksiyonu olmasına rağmen, benim kızımda hasar görüp tek böbreğin çalışma oranı %30'lara düşene kadar idrar yolu enfeksiyonu hiç görülmedi.. 
Bu sebepledir ki başta FMF ( Ailevi Akdeniz Ateşi ) olmak üzere, adını hatırlayamadığım kadar çok hastalık aranıp, tüpler dolusu kan alınıp, sayfalar dolusu test yapılmasına rağmen teşhis koyulamadı..

Ta ki ailede böbrek yetmezliği çıkıp, ben böbreklerine bakın diyene kadar..

Bu bölümü toparlarsak,
- Çocuğunuz 2'den fazla idrar yolu enfeksiyonu geçirdiyse, ( kız veya erkek farketmez )
- Belli aralıklarla ateşleniyorsa
- Ailede böbrek yetmezliği veya böbreklerle alakalı hastalık yaşayanlar varsa, ( henüz bilmiyor da olabilirsiniz bizde olduğu gibi bunu unutmayın ) 

Bunlara eşlik eden veya bambaşka belirtiler, mesela ateşle birlikte sık boğaz enfeksiyonu geçiriyor da olabilir,  bu durumda da mutlaka ama mutlaka böbreklerinden şüpheleniyorum diyerek çocuk doktorunuzdan sizi bir Nefroloji Uzmanına sevketmesini isteyin ve idrar kültürü yaptırıp Böbrek Reflüsü ihtimalini elediğinizden emin olun.. Çünkü sık boğaz enfeksiyonu da bu hastalığın hiçte ihmal edilmeyecek belirtilerinden biri olabiliyormuş doktorumuzun söylediğine göre.. 

Buraya da dikkat : Basit bir idrar tahlili değil "idrar kültürü" yaptırıyorsunuz.. 

Teşhis Aşaması,

Çok ayrıntıya girmek istemiyorum yine ama şüphelenildikten sonra Sintigrafi ve  Voiding denilen işlemler yapılıyor..
Sintigrafi böbrekte hasar var mı ? bunu gösteriyor,
Voiding, aşağıda ayrıntılı bahsedeceğim 1'den 5'e kadar olan kaçak seviyesini ortaya çıkarıyor..

Sintigrafiye ben girmedim.. Ben o sırada şoku atlatmaya çalışıyordum.. Sintigrafiyi birebir görmedim ama her iki işlemde çocuk açısından korkacağı şeyler değil.. Voiding'i ilaç uygulandıktan sonra, çocuğun ayakta tuvaletini yapması istenip filmi çekiliyor diye tarif edebiliriz.
Voiding ayrıca ameliyat olduktan sonra da ameliyatın tutup tutmadığı anlaşılması için tekrar yapılıyor.. Yani biz kara haberi de, mutlu haberi de voiding sırasında aldık..

Buraya yine dikkat : Devlet hastanelerinde voiding için randevu tarihleri uzayabiliyor.. Bu aşamaya kadar geldiyseniz ve uzun bir bekleme süresi varsa önünüzde voiding'i özelde yaptırmanızı tavsiye ederim.. Siz randevu tarihini beklerken çocuğunuzun böbreği hasar görmeye devam ediyor olabilir çünkü.. Çeşitli yerlerden fiyat alabilirsiniz değişiyor çünkü ancak 750 / 1.000 TL arası bir rakamı gözden çıkarmak gerekiyor.. Çocuğunuzun böbrek kaybetme riski olduğunu varsayarsak bütçenizi zorlasa da beklemeden acele hareket etmek önemli diye düşünüyorum.. 

Tedavi Aşaması, 

Çocuğunuzda böbrek reflüsü çıkarsa öncelikle panik olmayın.. Kötü son, yani bana göre böbrek kaybetmeye gelene kadar kurtrama şansınızın olduğu bir sürü aşama var önünüzde..  Bu hastalığın 1'den 5' kadar numaralandırılmış evreleri var..
Benim kızımın çift taraflı, tek böbreği oldukça hasar görmüş 4/5, diğer böbreği 1/2 numaraydı.. Yani kötü durumdaydı.. Bu yüzden açık ameliyat oldu.. Ameliyatın tutmaması ve 2. bir ameliyat olma riski vardı.. Çok şükür korkulan olmadı..

 Ancak tek böbrekte ve sadece 1/2 numara da çıkabilir.. Pek çok böbrek reflüsü yaşayan çocuk ilaç tedavisi ile ameliyatsız sağlığına kavuşabiliyor.. Veya kapalı ameliyat, tek ameliyatla kurtulmak gibi durumlarda oldukça fazla.. Bunlar hastalığı ilk öğrendiğimizde bize verilen bilgilerdi.. Bize biraz kötüsü çıktı ama her çocukta böyle olmadığını özellikle belirtmek isterim..

Yani doktorunuz size, ya ilaç tedavisi uygulayıp, kontrol altında tutacaklarını büyüdükçe geçeceğini söyleyecek ya da ameliyat olması gerektiğinden bahsedecek..

Ameliyat Süreci,

Biz tekrarlanması muhtemel ( yani 2.ameliyat riski ) açık ameliyat olmamız gerektiğini öğrendik..

Burada yine devlet hastanelerindeki randevu sıkıntısı ortaya çıktı.. Ameliyat öncesinde aşılması gereken bir aşama daha vardı.. Video ürodinami testi.. 
Devlet hastanesinin bu test için verdiği tarih bile 1.5 ay sonrasınaydı.. Ondan sonra bir de ameliyat tarihi alacaktık ki kim bilir onu kaç ay sonrasına verebileceklerdi..

Ancak kızımın durumu acildi, 4/5 numara böbreği hasar görmeye devam ediyordu.. Bu aşamada "tek böbrekle de yaşanabiliyor" telkinleriyle karşılaştık ancak hasarlı da olsa böbreğini kurtarma şansımız varken neden böyle bir riski alalımdı ki ? Bu yüzden önce Video ürodinamiyi, sonra ameliyatı özel hastanede acilen yaptırmaya karar verdik..

Böylece eşim İstanbul'da ben Antalya'da ameliyat için hastane araştırmasına giriştik hızlıca.. Ben ürodinami yaptırmamız gerektiğini öğrendiğimde Antalya'da ablamın yanındaydım çünkü..

Özelde ameliyat yaptırmaya kalktığınızda aslında yasak olan, ancak hala alınmaya bir şekilde devam edilen "bıçak parası" denilen şeyle karşılaşıyorsunuz..  Yine işini iyi yapan, ettiği yeminin hakkını veren meslektaşlarını tenzih ediyorum ancak sizin canınızın yanmasından ve çaresizliğinizden maddi olarak faydalanmaya kalkan doktorlar oluyor..

Eşimin İstanbul'da bir kaç doktordan aldığı ameliyat fiyatı korkunçtu.. Ancak ablamın kendisine böbrek yetmezliği teşhisi koyup, bir nevi kızımın da hastalığını öğrenmemize vesile olan doktoru İbrahim Duman ile görüşmeye gittik..

 Ve ameliyatı İstanbul'da verilen rakamların ortalama onda biri fiyatına, Ürodinami'yi yine İstanbul'da verilen rakamların beşte biri fiyatına Antalya'da yaptırdık.. Üstelik Kredi kartına taksit yaparak bize büyük kolaylık sağladılar..

Yine buraya dikkat : İnsan evladının canı için gerekirse kendi canını verecek olsa da, bir de süregiden bir hayat ve şartlar var.. Bir anda kendinizi maddi olarak altından kalkamayacağınız yüklerle karşı karşıya bulabilirsiniz.. Üstelik bizim gibi 2. ameliyat riski varken bu yük çarpı iki olarak karşınıza çıkabilir..

   Böyle bir durumda kalırsanız sakin olun ve her doktorun farklı rakam vereceğini düşünerek iyi araştırın.. Bizim gibi farklı şehirlerde ameliyat ettirmeyi mutlaka göz önünde bulundurun.. Hatta mutlaka bizim doktorumuzla görüşün.. Kendisinin iletişim bilgilerini aşağıya yazacağım..


Burada kızım az sonra Ürodinami için alınacağını bilmeden neşe içinde oynuyor..


 Bu da Ürodinami sonrası..Henüz tam ayılmamış, beni bile tanımadığı, boş boş baktığı ve manasızca konuştuğu anlardan biri..


Kızımın Doktorları,

Bahsettiğim gibi kızımın iki doktoru var.. Biri teşhisi koyan, sintigrafi, voiding, bir dönem hastanede yatmasına ve en son ameliyat olması gerektiğine karar veren,  Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Çocuk Nefroloji Bölümü'nde görev yapan Aysel Kıyak 



Yani İstanbul'daysanız ve şüpheleriniz varsa direk kendisinden randevu alıyorsunuz..

Düzeltme : Yazıyı hazırlarken direk kendisinden randevu alıyorsunuz yazdım ama Facebook Sayfama gelen bir yorumla anımsadım ki direk randevu alamıyorduk. Ben çocuk doktoruna böbreklerine bakın dediğimde bizi sevk etmişlerdi.. Yani herhangi bir çocuk doktoruna gidip "böbreklerden şüpheleniyorum, bu ihtimali elemek istiyorum" diyorsunuz sizi nefrolojiye sevk ediyorlar.. Bu da oldukça basit bir işlem.. Elinize verilen evrakla nefrolojiye gidip süreci başlatabiliyorsunuz.. 

Hastanenin sitesine burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.. 
Müthiş bir doktor.. Devlet Hastanesinde ona denk gelmiş olmamız Allah'ın bir lütfu.. 

****

Bir diğer doktoru, ablamın böbrek yetmezliği olduğunu teşhis eden ve böylece haberi olmadan kızımın teşhis sürecini de başlatan, Ürodinami ve açık ameliyatını gerçekleştiren bir diğer Allah'ın lütfu Medical Park Antalya Hastanesi'nde görev yapan doktorumuz İbrahim Duman


Hastanesinin sitesine burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.. 

***

Şimdilik bu kadar.. Ameliyat sürecini, sonrasını ve doktorumuzu daha ayrıntılı anlattığım bir post daha yazacağım inşallah.. 
Lütfen sonu organ kaybına kadar gidebilen bu sinsi hastalığa karşı dikkatli olun.. 

Sağlıklı günler.. 

Hoşçakalın :)

Takip edebileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım :

İletişim : catikatiilkay@gmail.com

29 Mart 2016 Salı

Her Yerde Kalp Var Post 3 :)

Etrafta kendiliğinden oluşmuş kalp şekillerini bulup / fotoğraflamak hoş bir aktivite olmuştu çocuklarım ve benim için.. 

2. postu hazırlamak için yeterli kalp şekli bulmak bile şaşırtıcı gelmişken bana, 3. postu hazırlıyorum şimdi :) Güzel bir fotoğraf arşivimiz oldu. 

Diğer kalplerimizin fotoğraflarına bakmak / hatırlamak isterseniz,

Her Yerde Kalp Var Post 1 için burayı
Her Yerde Kalp Var Post 2 için burayı tıklayabilirsiniz.. 

Kolajımıza geçersek,


1. Kızımın çikolatasının parçalarından biri :)

2. Televizyon önünde atıştırma anlarımdan biri.. Ekmek kırıntıları arasında bu minik kalp gülümsemişti bana.. Ve bizi gülümsetmişti :)

3. Bu kez oğlumun ekmeğin ucunda bulduğu kalp..

4. Çay demlemek üzere eskisini dökecekken birden karşıma çıkan kalp :)

5. Krem temizleyicimin kenarından çıkıp bizi şaşırtan kalp :)

Veee

6. Geçenlerde pilav pişirirken birden bire büyük bir sesle patlayıp tüm mutfağa dağılan tencere kapağımın bir parçası..

Korkmuş ama aynı zamanda iyi ki çocuklar mutfakta değil diye şükreder vaziyette mutfağı temizlerken, parçalar arasında bana gülümseyen kalp.. 

Eşim dedi ki bunca parça arasında nasıl buldun bunu ? :)

Dedim o beni buldu.. Diğer tüm kalplerin bulduğu gibi :)

Güzellikleri görebilen gözlerden olmanız dileğiyle, 

Hoşçakalın :)

Takip edebileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım :

İletişim : catikatiilkay@gmail.com

24 Mart 2016 Perşembe

5 SOFRA, POST 12 :)

Tam 2 hafta süren ağır bir grip geçirdim.. Son günlerinde şiddetli vücut ağrılarından kurtulsam da mide bulantısından kurtulmak pek kolay olmadı.. Hayatımda ilk kez böyle oldum.. Çok ilginçti.. İlaç kullandığım halde değil sofra hazırlamak, yemek yapmak, fotoğraflara bile bakamıyordum..

Bugün ilaç almadığım ilk gün ve bu postu fotoğraflara bakarak yapabiliyorum..
İyileştim demek oluyor bu yaşasın :)

Sofralarımıza geçersek,

Hafta içi, oğlan okulda, kız uykudayken eşimle yaptığımız sabahın körü kahvaltılarımızdan biri :)


Dantel çok amaçlı sepet : English Home

Çizgili Servis : İkea

Pembe Tabaklar ve Peçete : Züccaciyeden ( Markasız )


***

Bu kez ailecek bir aradayız :) Sarının enerjisine teslim olduğum bir sofraydı..

Masa/Bank/Çiçeklik : İkea


Pembe Tabak ( Yuvarlak ) : İkea

Pembe Tabak ( Kare ) : Kipa

Peçete : Bim


***

Oğlumun anne neden doğum günü kutluyoruz da kandilleri kutlamıyoruz sorusu üzerine kandil kutlamaya başlamıştık sürekli okuyucular hatırlarlar..

Çocuklarla hediyeleştiğimiz, Kandil soframızdı bu sofra.. 

Köşe Koltuk ( burada köşe halinde değil ) : İkea Söderhamn ( Memnunum)

Mavi Tabaklar / Peçete : Züccaciyeden markasız


Çatal/bıçaklarımızı minik lila güllerle süslemiştim kandil sofrasına özel..


***
Bu kez sarının enerjisine siyah eşlik ediyor.. Ne asil renksin siyah, her şeye yakışıyorsun :)

Pembe Tabaklar / Siyah Bardaklar : İkea

Peçeteler : Bim


***

Hafta sonu kahvaltılarımızdan..

Plastik Ekmek Sepeti : Eminönü'nden..

Ferforje Kafes Süs : Euroflora

Peçete : Bim


Hoşçakalın :)

Takip edebileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım :

İletişim : catikatiilkay@gmail.com

*Firmanız ve ürünlerinizin Çatı Katı Blog sosyal medya hesaplarında yer almasını istiyorsanız yukarıdaki mail adresi üzerinden iletişime geçebilirsiniz..

23 Mart 2016 Çarşamba

Bir Hamile Kabusu : Doğumda Bebeğim Karışırsa ?


Her iki hamileliğimi de bu paranoya altında geçirdim :)

Bu durum ben de uzun yıllar önce ilk doğumunu yapan amca kızının yanında refakatçi olarak bir gece geçirmemle başladı.. 

O zaman henüz özel hastanelerde SSK geçmiyordu, özel hastanelerde doğum pahalıydı ve doğum bir sigorta hastanesinde gerçekleşmişti.. 6 kadının birlikte kaldığı bir odada, bebekler annelerinin yanında yatırılmıyor, emzirme saatlerinde hemşireler tarafından getiriliyor veya biz refakatçiler bebekleri alıp odaya getiriyor, sonra tekrar teslim ediyorduk.. 
Hastanelerin pislikten gözükmediği, işini iyi yapanları tenzih ediyorum ama hasta bakıcıların veya hemşirelerin doğum yapmak üzere sancı çeken anne adaylarına bağırıp hakaret edebildiği zamanlardı.. Bir kadına resmen "yaparken iyiydi di mi şimdi bağırma" dendiğini duydu bu kulaklar.. Şimdi olsa kesin olay çıkarmıştım ne biçim konuşuyorsunuz siz insanlarla diye..

Hele tuvaletlerin haline hiç girmiyorum.. Orada doğum yapan bir sürü kadın olduğunu hatırlatayım ve doğum sonrası kullanılan malzemelerin atıltığı çöplerin toplanmadığını söyleyeyim yeter..

Bebeği ilk almaya gitmemde şok geçirmiştim.. Çünkü tüm bebekler normal büyüklükte bir hasta yatağına öylece dizilmişlerdi.. Tüm refakatçiler odaya girdi harala gürele herkes bebeğini aldı ben en sona kaldım ve en son kalan bebeği aldım..

Ortam o kadar lakayt ve garipti ki, mahremiyet yoktu ipini koparan elini kolunu sallaya sallaya odaya girebiliyordu vs. benim tek düşündüğüm burda çok kolay bebek kaçırılır veya karışabilir olmuştu..

Bu refakatçilik deneyimim sonrası Yasin'e şimdiden para biriktir çocuk istersen ben kesinlikle özel hastanede doğum yapacağım bana verdikleri çocuğun benim çocuğum olduğuna beni hayatta ikna edemezsiniz bu şartlarda ! demiştim..

Neyse ki biz çocuk sahibi olana kadar şartlar değişti, özel hastanelerde ssk geçmeye başladı, ki devlet hastanelerinin durumları da iyileşmişti zaten bu arada.. Ve özel bir hastanenin yönetim kadrosunda çalışmaya başlayan arkadaşımız sayesinde ben orada normalin üstü bir ihtimam görerek ve sonsuz güvenerek doğumlarımı gerçekleştirebildim..

Buna rağmen Emin'de ayılınca ilk sorduğum "karışmadı di mi ?" olmuştu.. Babamı görmüştüm ilk başımdaydı ve bana "hadi ayıl ayıl kalk çocuğun karıştı sen daha uyuyorsun :)" diye gülüp dalga geçmişti.. 
Rana'da baştan beri sorunlu geçen hamileliğim dolayısıyla ilk sorum : Bi tarafında bi şey yok değil mi ? olmuştu.. 
2. sorum tabii ki yine "karışmadı di mi ? :)

Çocuklarım bana hiç benzemiyor.. Eğer bana benzemedikleri oranda babalarına benzemeselerdi kesinlikle Dna testi yaptırmıştım :) 
Neyse ki su götürmez şekilde belli ki Yasin'in çocukları.. Yoksa bu hayat zehirdi bana :)

Gelelim bu konuya nerden geldik.. Duymuşsunuzdur benim paranoyam gerçekleşti.. Evde, yaaa görüyo musun baakk olabilir bi şeymiş bu diye diye geziyorum..

Ki ürkütmek gibi olmasın ama ben ortaya çıkmamış, henüz ailelerin haberi olmayan başka karışıklıkların daha olduğunu düşünüyorum.. 

Biri Gaziantep'li, biri Trabzon'lu ki ailenin bebekleri doğumda karışmış ve 3 yıl, 3 koca yıl sonra bu durum farkedilmiş.. Yani her iki ailede 3 yıldır kendi evlatları diye büyüttükleri, bağlandıkları çocukların başkasının çocuğu olduğu gerçeğiyle sarsılmışlar..
2 gündür Müge Anlı'da bu konuyu konuşuyorlar ve ben elim ağzımda vah vah diye diye seyrediyorum.. O kadar zor bir durum ki şimdi bu aileler ne yapacaklar ?

İnsan ister istemez empati kuruyor.. İlk önce böyle bir karışıklık olsa çocuğunuzu değiştirir misiniz ? sorusuna birden "tabii ki değiştiririm ! " diye cevap veriyorsunuz.. 
Ama sonra varolan çocuğuna bakıyorsun.. 
Karışan çocukların yaşı kızıma yakın olduğu için onun üzerinden örnek veriyorum. Yani şimdi biri gelip Rana sizin kızınız değil onu değiştireceğiz dese.... Bilmiyorum veremem.. Şu an bile bi kötü oldum.. Ve elbette ki kendi çocuğumdan da vazgeçemem.. Bu o kadar zor bir durum ki.. Bu o kadar içinden çıkılmaz bir durum ki..

Yani veremem derken, tabii ki başkasının çocuğunu gasp edemezsin ama kendim ellerimle veremem yani veremeeğmm zorla alırlar o ayrı ben veremem :)

Bu kendi başına karar verilebilecek bir durum da değil zaten olay mahkemeye taşınmış.. Bu tam olarak " yetkili bir merciinin senin adına karar verip seni bu karara mecbur bırakması gereken bir durum" ki mahkemenin yapacağı da bu..

Biz eşimle bile itilafa düştük :)

O, kendi çocuğum olmadığını öğrendiğim anda her şey biter, hayat boyu görürüm diğer çocuğu ama kendi çocuğumu hemen alırım derken, ben bu kadar kesin karar veremiyorum başka çözüm yolları ararım diyorum :)

Şu an bile önümde söylene söylene geziyor haha :) Yaban ellerde kendi çocuğumu byütecekler almayacaksın sen haa :) diye diye..

Siz neler düşünüyorsunuz ? Allah düşmanımın başına bile vermesin ama böyle bir durumda kalsanız ne yapardınız ? 

Yorum bölümüne "adsız" seçeneğini işaretleyerek görüşlerinizi yazabilir veya burayı tıklayıp Facebook sayfama yorum yapabilirsiniz..

Hoşçakalın ;)

Bana ulaşabileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım :

İletişim : catikatiilkay@gmail.com

9 Mart 2016 Çarşamba

Yves Rocher Vakfı – Institut de France, Toprağın Kadınları Projesi

1991 yılında markanın kurucusu Yves Rocher’in oğlu Jacques Rocher tarafından doğa ve çevreyi koruma amacıyla kurulan Yves Rocher Vakfı, 2001 yılında, Fransa’nın en eski en prestijli ve en köklü kurumu olan Institut de France çatısı altına girdi. Aynı yıl,  Yves Rocher Vakfı-Institut de France, “Toprağın Kadınları” projesini lanse etti. ”Kar amacı gütmeden, çevre, eğitim,toplum konularında fayda sağlamak için emek veren kadınları desteklemeyi ve seslerini büyük kitlelere duyurmayı” hedefledi. Bugün, 2015 itibariyle “Toprağın Kadınları” projesi kapsamında 50 ülkeden 325 kadın doğaya, topluma,eğitime katkı veren projeleri için ödüllendirildi ve toplam 1.6 milyon euro ödül dağıtıldı.


7 Mart 2016 Pazartesi

SON ZAMANLARDA 21 :)

Oğlum hasta oldu.. 
Hafta içi okuldan sonra bahçede futbol maçı yapıp eve sırılsıklam gelmelerinin cefasını çekiyor şu an.. Babasıyla biraz fazla düştük üstüne oğlumun sanırım, bizim sarı tafa kıskanmaya başladı :)

Önce oğluma şurup verirken, anne bana da şurup vermen lazım buralarım ağrıyo diye böbreklerini gösterdi.. Başımdan aşağı kaynar sular dökülse de ilk etapta, sakin ol dedim kendime ameliyat güzel geçmişti.. Yok bi şey.. Diğer hiç bir belirti yok panik yapma hemen..  İlgi istiyor sadece.. Şurup yerine bir kaşık portakal suyu verdim çaktırmadan. Şimdi bu sana iyi gelecek dedim.. Biraz şımarttım..
Yarım saat sonra iyileşti sıpa :) 

Yani Plasebo etkisiyle çözdük işi çok şükür :)

( Bakınız plasebo etkisi nedir ? Tık tık )

***

Hani evde pembelerden, ferforjelerden sıkıldım dekorasyon tarzımda değişiklik yapacağım demiş, pek çok aksesuar ve küçük ev eşyalarımı satmıştım.. Hala daha devam ediyorum gözünüze kestirdiğiniz her şeyi sormak için mail atabilirsiniz :) catikatiilkay@gmail.com

 İşte bu değişiklikte kullanmak üzere istediğim bir kilimi almaya çalışıyorum ben yaklaşık bir aydır.. Geldiği gibi tükeniyor yakalayamıyorum bir türlü..
4 kez Koçtaş'a gittik.. Ve internetten de sürekli takipteyim stokta var dedikleri an damlayacağım.. En sonunda beklediğiniz ürün stoklarımıza girmiştir haberi geldi.. 
Uçtuk Koçtaş'a..

Yalnız bu bir kez daha olduydu.. Beylikdüzü şubesinde var görünüyor ama yok.. Bu yüzden panik panik gidiyorum ben yine yanlış alarm mı acaba diye.. Gittik baktık yok ! Bohüüü başka renkeri var ben siyah istiyorum bi o yok yine..
Sonra görevliye sorduk.. Yukarda bi şeyler var ama bakalım dedi.. Rafların tee en tepesinde poşetler içinde kilimler var.. 
Yasin, ben, görevli üçlüsü ellerimiz arkada, kafamız yukarda poşetlere bakıyoruz şimdi..

Yasin diyo ki " bence o en alttaki poşettekiler siyah..
Görevli diyo , yok abi mavi onlar..

Ben zavallı uzağı göremiyorum ya artık, kıstım gözlerimi diktim yukarı bakıyorum bakıyorum bi mavi görüyorum bi kahve görüyorum, bi yeşil oluyo, bi sarı oluyo.. Poşet içinde olmasa sıkıntı yok ama poşetten belli olmuyo.. Ay ağlıycam ama göremiyorum..

En sonunda mavi olduğuna karar verdiler.. 

Süklüm püklüm gidiyorduk ki ben birden durdum.. aha ! dedim.. Dön Yasin dön dön dön ! Mavi olamaz o.. Mavinin deseni farklı.. Aynı model değil ki maviyle siyah.. Mavi olsa o desen aralıkları daha dar olması lazım.. Ama geniş geniş aralıklar.. Siyah o !

Görevliye de bunu söyledim haklısınız dedi.. Çalışandan daha iyi biliyorum modelleri ehu ehu.. Araba bulayım ben dedi görevli.. Yukarıya çıktı araçla.. İndirdi poşeti siyah ! 

Yeaaa dedim çok zekiyim ! :) 
Sayemde rafa da koydular paketteki diğer siyahları.. Yalnız iyi ki dedik rafa koymayı unutmuşlar yoksa yine hemen bitecekti.. Şanssızım derken şanslı olduğumu farkettim :) Artık benden sonra nolursa olsun stokları bitirebilirsiniz ben aldım hihoha..

***

Çocukların kışlık odasında yerde, parkede bir tümsek var.. Bildiğin bombeli parke.. Sanki içinde bi şey var gibi.. Ben de bunu çok sonra farkettim.. İlk taşındığımızda o odayı kullanmıyorduk.. Sonra kışın daha korunaklı olduğu için orayı çocuk odası yapınca, tümsekli kısımda Emin'in yatağının altına denk gelince, yatağın altını silerken farkettim eğilince.. Ayakta siliyor olsaydım yine görmezdim.. Nitekim daha önceden yatak diğer taraftaydı o zaman farketmemiştim..

Orayı anlatıyorum işte geçen Yasin'e :
-Yasiinnn Emin'in yatağının altında parke bombeli farkettin mi sen orayı ? Tümsek gibi.. Aiyyy
Yasin : Evet parke şişmiş sanırım..
Ben : Bilmeemm parke mi şişti acaba sadece ???

Yasin :  Aşkım ? 
Bodrum katta oturmuyoruz biz.. Orası 10/15 cm'lik yer. Oranın alt katında da biz varız farkındasın di mi ? Yani o araya ceset falan gömmüş olamazlar :) 

Ahahahah diye yapmacık yapmacık güldüm.. 

Yok canııığğmmm dedim.. Akgiiihşhkhjfjfkg ne alakası var yaa ? Neler geliyo aklına onu mu dedim ki beeğğnn tabii öyle bi şey düşünmediiğmm deli misinn ? :)))


Orayı silerken birden aklıma gelenler yüzünden aniden irkilip geri çekildiğimden bahsetmedim.. 
Ürperip odada duramadığımdan, apar topar çıktığımdan da bahsetmedim..
Hatta aynı katta da duramayıp işi gücü bırakıp aşağı kaçtığımdan da bahsetmedim.. 

Hatta eski eşyalarla dolu, tavan aramızın 3 adımdan ilerisine gidemediğimden de hiç bahsetmiyorum :) 

Tozlu orası yaağğ hani ilerisinde ne var çok merak etsem de tozlu yani işte hapşururum falan ondan gidemiyorum :)
Hatta bazen yukardan tıkırtılar duyduğumda yorganı burnuma kadar çektiğimden falan da hiç bahsetmiyorum..
Hihi

***

Hoşçakalın ;)

Bana ulaşabileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım :

İletişim : catikatiilkay@gmail.com

2 Mart 2016 Çarşamba

1 ÜRÜN TAVSİYESİ / 1 FİKİR

Merhabalar
Facebook Sayfamda da bahsettiğim üzere daha sık post yazmaya çalışacağım artık :) Memnun kaldığım bir üründen ve uyguladığım bir fikirden bahsedeceğim bu postta size.. 

Diadermine Hassas Göz Makyaj Temizleyici..

Bu ürün bana bir arkadaşımın hediyeleri içinde gelmişti.. Bir süredir göz makyaj temizleyici olarak bu ürünü kullanıyorum.. 
Gözlerim sorunlu sürekli bi batma halinde.. Ayrıca göz çevresi derim çok ince.. Biraz fazla işlem görse yırtılacakmış gibi rahatsız oluyorum.. Yani göz makyajını çok uğraşmadan çıkarabilmek önemli benim için..
Bu anlamda bu üründen memnun kaldım..  10/ 12 TL bir fiyatı olması lazım..

Şimdi bir alışveriş esnasında eşantiyon olarak verdikleri bir başka göz makyaj temizleyicim var sırada.. Bu bitince onu deneyeceğim.. Ama alacak olsam yine alırdım bunu.. 

Pamukluğum da bir su sişesiydi.. Kızımın böbrekleri için sürekli çok su içmesi lazım.. Yani her an elinde bir şişeyle geziyor.. Cam olmasına dikkat ediyoruz..
Bu matarayı da halası almış kızıma ancak kapağının kenarı kırıldı.. Suyu akıtıyordu içerken.. Bu yüzden kullanılmaz duruma çıktı.. Ben de pamuklarımı koymak için bir şey arıyordum.. Kendisi pamukluğum oldu :)


Vazo da olabilir mesela.. Ve hatta olacak sanırım :) 
Şimdilik makyaj masamda ikamet ediyor.. Dışı da süslenebilirdi ben sade tercih ettim.. 


Hoşçakalın ;)

Bana ulaşabileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım :

İletişim : catikatiilkay@gmail.com

Mause

Mause

linkwithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

STAT COUNTER IP PROGRAMI

Alexa

pint it