31 Aralık 2015 Perşembe

Çamaşır Yıkamanın Keyifli Hali

Ev işleri arasında her hanımın farklı favorileri vardır. Mesela kimi ütü yapmayı sever , bazıları ise yemek yapmayı. Sevdiğiniz işlerin size verdiği keyif ise bambaşkadır ve terapik etkileri vardır. Başka dünyalara gider, hayaller kurar, güzel anları hatırlar, planlar yaparsınız.

28 Aralık 2015 Pazartesi

SİNEMA / Nadide Hayat - ÇAĞAN IRMAK -





Pazar günü, 
tam da yaş bi nebze ilerlemiş, ruh oturmuşken, 
hayat içerisinde bir takım sorgulamalar yaptığım, 
kendimi bulduğum, 
hayatı daha net algıladığım, 
değer verdiğim gibi değer görmediğim, 
asla yardımcı olduğum kadar yardım görmediğim, 
asla ağırladığım gibi ağırlanmadığım, 
asla güleryüz gösterdiğim kadar güleryüz görmediğim,
boşa zaman harcadığım insanlardan kurtulup, 
tabiri caizse aydığım, 
yaşamdan lezzet almaya başladığım bir dönemde karşıma çıkan, 

"Bu hayat benim, ama yarısını başkaları için yaşadım. 
Geriye ne kadar ömrüm kaldı bilmiyorum: Belki kırk yıl belki bir gün. Geriye 
kalan hayat benim ve ben nasıl istiyorsam öyle geçecek." 


Cümleleriyle, beni kendi gerçeklerimle yüzleştiren, kim bilir hayat ve insan ilişkilerine dair kendi keşfettiklerimin üstüne daha göremediğim neler ekleyecek bu film diye düşündüğüm, Çağan Irmak'ın son filmi Nadide Hayat'a gittik..


Hem bu ruh haliyle hem de konu Çağan Irmak olunca beklenti büyüktü doğal olarak.. Belki de bu yüzden bi parça hayal kırıklığı oluşturdu.. Güzel miydi güzeldi.. Sandığımın aksine Nadide Hanım sadece eş ve çocukları dolayısıyla bir ertelenmişlik yaşamıştı hayatında.. Oysa insanın çevresindeki akraba, eş dost dediği insanlarda hayatının güzel anlarını çalıp, boşa harcamasına sebep olabiliyor.. Ben epey geniş düşünmüşüm.. Tabii "elalem ne der" e bir vurgu yapıldı ama sonunda..

Ama bir olmamışlık, bir havada kalmışlık vardı.. İçinde dram barındırsa da komediydi elbette, kategori olarak ayrı olsalar da, Babam ve Oğlum, Issız Adam, Unutursam Fısılda vuruculuğunda değildi..

Kısacası sanki Çağan Irmak filmi değil gibiydi.. Hele bazı sahnelere hiç gerek var mıydı ? veya niye o kadar amatör duruyordu, Çağan Irmak bunları gerçekten komik bulmuş muydu ? Yoksa sadece çerezlik bir piyasa filmi çekmek mi istemişti.. Film sanki daha uzunmuşta aradan bazı sahneler kesilmiş, her şey çok hızlı olmuş bitmiş, seyircinin hayal gücüne çok fazla şey bırakılmış gibiydi.. 
Sorular sorular :)

Her şeye rağmen iyi güldüm.. Lakin filmin 1-2 olayı ciddi derecede gülünecek gibiydi ama benim keyif alıp gülmemin yegane sebebi yanımda oturan hanımefendiydi :)
Tam da Demet Akbağ'ın filmde canlandırdığı Nadide karakterine benzer yaşta, benzer görüntüde ve muhtemelen benzer yaşantıda biriydi ve her seferinde öyle kendini bularak öyle içten gülüyordu ki ben daha ziyade kahkaha bulaşıcıdır'dan yola çıkarak onun gülmesinden keyif alarak güldüm :)

Ki normalde kıl sayılabilecek bir sinema seyircisiyim.. Sen önlerinden geçerken toparlanıp yol vermeyenlere, çok haşırtı huşurtu çıkararak bir şey yiyenlere, yanındakini rahatsız edecek derece yayılanlara, film esnasında cep telefonuyla internete girenlere, telefonların çalmasına ve hatta telefonla konuşulmasına gıcık kaparım ve uyaran tiplerden olurum..

Aslında normal olan benim :) 
Orası sinema çünkü.. Ama herkes takmayabiliyor bunları.. 
Bu hanımefendi de montunu benim kolumu koyacağım, koltuğumun kenarına koymuştu ama bu kez sinir olmadım.. Pozitif enerjisinden dolayı sanırım..

Kolumu montunun üstüne koydum ama tabii koymasaymış o da oraya :)

Bu arada pek çok yerde sinemaya gittik en çok Galleria!nın sinemasını beğendim.. Aşağıda filmin ikinci yarısını beklerken çektiğim bir kare mevcut..

Onun hemen altında da -spoiler bölümü- var. Fazla detaya inmeden hoşlandığım ve hoşlanmadığım kısımlarından bahsedeceğim filmin.. Gitmey düşünüyorsan ve bir şey bilmek istemiyorum derseniz postu okumayı burada kesmenizi tavsiye edeceğim :)

Kesecekler için son olarak toparlarsam, evet güzeldi pişman değilim bi kere emeğe saygıdan ay yarısında çıkmak istedim filmden falan diyemem gayet keyifli vakit geçirtti.. Ama aman kaçırmayın sinemada seyredin diyebileceğim bir film değildi şahsi fikrimi sorarsanız.. Bi kaç zaman sonra tv'de de yayınlanır.. 


- Spoiler Bölümü -

Okumaya devam edenler için bakalım neleri kendimce beğenmemişim..

* Bir kere Nadide karakterinin başta okulu bırakma kararı son derece yersiz ve gereksizdi bana göre.. "Ben kapıyı akşam eşim açsın istiyorum, yemekleri o yapsın istiyorum bla bla bla"
"Ay evet o zaman okulu bırakayım ben.. Aha da bıraktım "

O ne be ? :) 
Bunun için okul bırakılır mı ? Zaten su ürünleri okuyorsun, tıp falan olsa bir derece.. 
İlk çocuğuna hamile falan kalsaydı bari.. Sebep bu olsaydı ( evliydi nasılsa ) 

* O leğen esprileri.. Oyy oyy. Bi de uzun sürdü.. O gözlerden akan yaşlarla o leğenin dolması falan.. Çağan Irmak filminden çok sanki Çağan Irmak filminin parodisi gibiydi.. Yani daha iyi bi film varmış ortada, o filmle dalga geçmek için bir bölümü ti'ye alınmış gibi.. Yurtdışında bu tür şeyleri çok sık yapıyorlar hani.. Onlar gibi..

Balık ve Caretta Caretta'ların uzun, gereksiz konuşma ve esprilerine de hiç girmesek.. Keşke o kadar amatör durmasalarmış..

* Her şey çok hızlı gelişti.. Duygu eksikliği vardı.. Bunlar ne ara bir birine aşık oldular, ne ara aşık oldular da ne ara kıskanıp trip atma aşamasına geçtiler falan.. Kimse bi şey anlamadı.. İşte bu tür durumlardan dolayı sanki film uzunmuş, arada sahneler kesilmiş izlenimi bıraktı..

* Makine dairesindeki kimsenin tanımadığı adam.. Bi yere kadar gerçek mi değil mi o da belli değildi.. 1-2 kez lönk diye ortaya çıktı.. Sonra filmin sonunda kendisini garson olarak gördük..
Bu kadar..
E neydi o şimdi :) 

Kimdi o adam ? Niye sadece Nadide'ye gözüktü ? Noldu sonra ? Niye gemideymiş ? Napıyomuş ? 
Bu adamın karakter olarak varlığı filme ne kattı ?  Ne gerek vardı buna bi yere bağlamadıktan sonra ? Yine sorular sorular...

*Neydi bu şimdi dediğimiz şeylerden biri de filmdeki öğrenci kızlarımızdan birinin cinsel tercihi.. Panik yok.. Sanılacağı gibi öyle rahatsız edici bir sahne yoktu.. Hatta olay öyle hızlı ve gereksiz gelişti ki pek çok kişinin o esnada ne olduğunu, ne mesaj verildiğini anladığını bile sanmıyorum..
Kızımız pat diye aşık oldum dedi ve baktık ki aşık olduğu bir kız.. Gitti bunlar..
Bu kadar.. Hop konuya döndük filmde..

Hakkaten bu neydi şimdi ?

Yani tamam destekliyorsun belli ki de gereksiz bir araya sokuşturma olmuştu.. Böyle bir filmde ne alaka ? 

Neyse yine yoruldum ben.. Vardı ekleyecek bi şeyler ama burada kesiyorum.. Destan yazdım yine.. 

Son olarak unutmadan en çok güldüğüm sahnelerde rahmetli koca yukardan inerken "zembil mi 
o ?" esprisi, 
teknolojiyle ağır imtihan içinde olan Nadide Teyzemizin suratım nasıl görünüyor diye gecenin bi körü selfiesini çekip yanlışlıkla tüm eş, dosta whatsapp yoluyla göndermesiydi :)

Ve koro esnasında " İç bayılmasını aynı Nadide Hanım gibi yapıyoruz arkadaşlar" kısmı :)

Tekrar görüşmek umuduyla..

Hoşçakalın.. 

Takip edebileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım :


İletişim : catikatiilkay@gmail.com


18 Aralık 2015 Cuma

SON DÖNEM RUH HALİM ve HER TELDEN SEVDİĞİM, ÖNERDİĞİM LİNKLER :)

Bilgisayar başında artık eskisi kadar vakit geçiremiyorum malum.. Her postuma da zamansızlıktan şikayet ederek başlar oldum ama postun konusuna bağlayacağım ben onu şimdi bekleyin :)

Yalnız cidden bu konuda başım belada.. Beni bu ev bozdu ben size söyleyeyim.. Nerde benim o 45 dakikada komple temizliği biten minnak çatı katım.. Bu evi asgari 2 günde temizleyebiliyorum.. Kullanmadığım odaları da temizleyeceksem hele ( ki şu an 3 taneler :) evi 3'e bölüp 3 günde ancak halledebiliyorum..
Ben evin tamamını temizleyene kadar başta temizlediim yerler batıyor falan haha tam bir kısır döngü.. 

Çık iğlincili !

Neyse yazın teras zeminini yaptırmamıza rağmen, tepeme çökmek üzere olan mutfak tavanıma, 
( su akar yolunu bulur dedikleri bu herhalde.. O su sızacak bi yer buluyor.. Şoktadayım )

ve morgdan hallice banyoma rağmen, 
( töbe Yarabbim ) ( Bi banyoya niye taa tavana kadar buz mavisi fayans döşenir ? O zaman o modaysa demek ki )

evimi seviyoruumm <3 

Evim-kalp-ben :)

Şikayetlenmeme devam edersek sürekli bi yetişme derdi ve stres halindeyim ve bakmayın şimdi bu kadar bik biklediğime, gereksiz konuşmayı bile vakit kaybı olarak görüyorum haha :) Bi şey diycem mesela içimden bi geçiriyorum ay gerek var mı şimdi konuşmaya.. Hıımm yok ya boş ver boşa harcama enerjiyi.. 3.banyoyu temizlerken kullanırsın nihaha ühühüh güler misin ağlar mısın ?

Beynen ve bedenen pertim a dostlar !

Bi şeyi bi kaç kere söylemeye nası üşeniyorum nası üşeniyorum.. Bi kerede anlayacaklar arkidiş :) Beyin sürekli neyi nasıl pratik hale getiririm derdinde.. Eşime çemkiriyorum falan.. Mesela bi şey anlatıyorum hala soru soruyo.. Bıkkınlığın getirmiş olduğu ruh haliyle benden tepki şu : 
Neyi anlamadın şimdi Allah aşkına ? Hayır neyi anlamadın neyi soruyorsun ? Neyi anlamadın come oonnn !

Demin de mesaj attım ben ona.. Müşterim için şurdaki gri dantelli ve şurdaki mor dantelli şaldan sorduruyorum depoya var mı diye ? .. Sordum gri varmış diğeri yokmuş diye cevap yazdı.. Ben de didim "aaa mor yok muymuş ?" 
Gelen cevap : Neyi anlamadın şimdi ? hayır yani neyi anlamadın da hala soruyorsun hahahahahha :)

Beni benim silahımla vuruyo bak seeeğğnnn ..

Artık konuyu bağlayayım.. Bi de bi gerginim, bi gerginim.. Haber bekliyorum hani Rana'yla ilgili.. Gerginken çok konuşurum ben aslında.. Öyle böyle değil.. Çokta şeker olurum ama.. Görseniz :)

Şimdi nasıl bir iç savaş var bünyemde anlatamam.. Hem çok konuşma ihtiyacı hasıl , hem bünye çok yorgun konuşacak hali yok..

Ay yazık ama bana yaa..

Konuyu bağlayamadım yine yalnız.. İşte vakitsizlik vakitsizlik diye dellenirken bi de hiç bi şeyden geri kalmama istek ve arzularımla baş etmeye çalışıyorum.. İnternette okuyacak, deneyecek, hoşuma giden bi şey görünce sonra halletmek üzere hoop atıyorum Sık Kullanılan'lara..

Oğlanın notlarına bi bakiim diye Sık Kullanılanlardaki E-Okul'u bulmaya çalışırken bi baktım benim sık kullanılanlar burdan köye yol olmuş..

Bi bakayım temizleyeyim derken bi de paylaşayım dedim.. Bu post fikri ordan çıktı.. Burdan bana ( ve taklitçilerime :)  çoook ekmek çıkar haha ben size diyeyim.. Zira dediğim gibi liste kabarık..

Bakalım neler dikkatimi çekmiş veya neleri sizlerle paylaşayım demişim ? 

Başlayalım <3

Takı kutusu almıştım hani Koçtaş'tan.. Hala peşindeyim niyeyse :) 
Çok beğendim ondan sanırım.. Plastik falan değil bu.. Çok güzel bir yüzeyi var.. Işıl ışıl.. Ve bir de bu tür şeylere şak yapıştırırlar etiketi 49.90 / 59.90 falan şeklinde.. Bunun böyle olmaması, uygun olması da beni cezbetti sanırım..
Stoklarda yok ama tabii.. Stoğa girince haber ver butonu var aşağıdaki linkte.. Mail atıyorlar gelince.


***



Polisiye severlerin başyapıtlarından biri olan The Closer'ı 3. kez baştan sona izledim.. Evet 7 sezon yüzlerce bölüm.. Bozuk psikolojimin ve paranoyak kişiliğimin büyük kısmını sistemli şekilde seyrettiğim bu dizilere borçluyum haha :)

Hatta dizinin bitmesiyle içinden çıkan bir diğer dizi olan Major Crimes'ı da iki kez seyretmiş durumdayım.. 
( Spin-off deniyormuş buna.. Yani kısaca anlatırsak The Closer'daki bir çok oyuncu aynı kurguyla devam ediyor bu dizide.. Breanda ve bir kaç başka oyuncu daha gitti ve onun yerine ekibin başına Sharon Raydor geçti.. Bi takım rütbe değişiklikleri oldu. vs. )

Major Crimes şu an yayınlanmaya devam ediyor.. Eski bölümleri bitirdim.. Heyecan ve sabırsızlıkla yeni bölümlerin yayınlanıp internete düşmesini bekliyorum.. O arada eski sezonları 3. kez bi daha bi seyrederim ben :)

İşte The Closer'ın linki de sık kullanılanlar'da kalmış.. Seyretmek isteyenler olabileceğini düşündüm..  Bu kıyağımı da unutmayın ama bu dizileri tam sezon eksiksiz yayınlayan site bulmak hayli zor :)


***

Kahvaltıda denemek istediğim basit tariflerden birini içeriyor bu linkte.. Oktay Usta'dan.. 


***
Bu da benim taa Bahçe Katı evimde yaptığım bir tatlıydı.. Unutmuşum ben bu tarifi.. Çokta beğenmiştim halbuki.. 
Kendi postumu sık kullanılanlara attım yani :) Tez vakitte tekrar yapıla.. Siz de deneyin tadı çok güzel..


***

Oğlumun bulduğu test çözme sitesi.. Çok faydasını görüyoruz biz.. Siz de bi inceleyin derim..


***

Tarihi, geçmişi, eskiyi, eski yapıları ve özellikle Osmanlı Dönemini çok severim..

Evimi sevmemin bir nedeni de bu sanırım..
 Binanın 40 yıla yakın bir geçmişi olması, 
büyük olup eskinin o babaanneli, dedeli kalabalık hayatlarına yuvalık yapmış olması, 
( iki aile çok rahat yaşar bizim evde.. İki ayrı ev gibi.. Zaten eski sahipleri öyle yaşıyormuş.. Dede-babaanne üstte, çekirdek aile aşağıdaymış..),
İçinde eski eşyaların bulunduğu bir tavan arası olması,
Tahta ve yıpranmış merdivenleri..

vs. bana hep Neşeli Günler filmin anımsatıyor..
   
Oğlumun yakından takip edenlerin anımsayacakları tüm o özellikleri benden geliyor sanırım :)

Aşağıdaki linki de yine o bulmuştu.. Sindire sindire bi okuyamadım. Bu gece bu işi halledeyim.. Buyrun siz de okuyun..


***

Akşamları çocuklar uyuduktan sonra, eşimde geç gelecekse mumlarımı yakıyorum kapatıyorum her şeyi bu müziği açıyorum.. Ay bi huzur bi huzur ölcem huzurdan. Uyurken de dinliyorum uykuya geçmemi kolaylaştırıyor. Ki uyku müziği zaten :)

Sabah Rana'nın üstüme uçmasıyla uyanmama kadar bi enerji depolamış oluyorum..


***

Daha devam edecektim ama yoruldum.. Bu müziği açmamalıydım :)

Devamı gelecek bu postların görüşmek üzere..



Takip edebileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım :

İletişim : catikatiilkay@gmail.com

13 Aralık 2015 Pazar

“Pantene Altın Kelebek Ödülleri”nde Güzeller Geçidi

Yılın merakla beklenen ödülleri ‘Pantene Altın Kelebek’in kırmızı halıdaki yıldızlar geçidinde, ünlü yıldızlar saçlarıyla, şıklıklarıyla ve güzellikleriyle dikkat çekti.




12 Aralık 2015 Cumartesi

5 SOFRA, 1 TARİF ( Kaşarlı/Pileli Börek) POST 11 :)

Hayat git gide yoğunlaştı, postlar artık çocuklar babaannesinde kaldıkları zamanlarda hazırlanır oldu..
Nerde o her gün post yazabildiğim günler :)

Instagram'da daha çok paylaşım yapıyorum.. Hala gelmediyseniz beklerim


Serzenişimi yaptığıma göre taslaklarda epeydir bekleşen postun yayınına geçelim.. 

Ne , nereden yazacağım yine.. Aramıza yeni katılan okuyucular için..

En altta da sürekli yaptığım artık vazgeçilmezimiz olmuş çok güzel olan kaşarlı, pileli börek tarifim var.. Mutlaka deneyin tavsiyemdir..

Keyifli Seyirler !

******

Okulların açıldığı ilk gün kahvaltımızdı bu..


Masa, Bank, Çiçeklik, Perdeler : İkea


Pembe, mavi tabaklar : Kipa


***

Servisler, Pembe Tabaklar, Metal Saksı : İkea


Peçete : Yurtdışından.. 


***

Dantel Masa Örtüsü : English Home


Kalp Kaseler : Biçen Market

Perde : Bauhaus


***

Sandalye Minder : İkea

Şemsiye : Bauhaus

Dantel Masa Örtüsü : English Home


Servisler : PartyPaper

Peçete : Yurtdışından..

Pembe Tabaklar : İkea



***

Desenli Bardak : Lav Serisi

Dantel Örtü : Aslında şal :) Modarana'da ( https://www.facebook.com/catikatimodarana ) farklı renkleri mevcut.. 


Ve Pileli Börek Tarifi 



Bu börek benim çok sık yaptığım ve çok beğenilen bir tarif. Her yiyen bir sonraki gelmesinde o börekten yapsana diyor. Televizyonda Oktay Usta'dan öğrenmiştim.. Çok kolay hazırlanıyor 10-15 dakikada pişiyor. Yani habersiz bir misafiriniz geldiğinde çay demleyene kadar böreği yetiştirebilirsiniz.
Hatta Oktay Usta dakika tutmuştu böreği hazırlarken 3 dakikada hazırlanacak diye :) hakikaten 3 dakikada hazırladı :)

Malzemeler
3 adet yufka
2 adet yumurta
200-250 gr kadar kaşar peyniri
yarım çay bardağı zeytinyağı
yarım çay bardağı süt
1 şişe soda

Hazırlanışı : Yağı, yumurtaları, sütü ve sodayı bir kapta karıştırıyoruz. Yufkaları pileli şekilde borcama seriyoruz. Yani yufkayı buruşturup buruşturup koyuyoruz.. Kaşarı rendeleyip yufkaların üzerine, aralarına serpiştiriyoruz. Sosu kepçeyle yufkaların üzerinde gezdirip eşit şekilde dağıtıyoruz. Sosu iyice çekmesi için buzdolabında 10 dakika bekletip fırında üzeri kızarıncaya kadar pişiriyoruz.işte bu kadar :)
Dikdörtgen bir borcama 3 adet yufka sığıyor.. Borcam ya da tepsi büyüklüğüne göre yufka sayısını çoğaltabilirsiniz..

Afiyet Olsun..


Takip edebileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım :

İletişim : catikatiilkay@gmail.com

*Firmanız ve ürünlerinizin Çatı Katı Blog sosyal medya hesaplarında yer almasını istiyorsanız yukarıdaki mail adresi üzerinden iletişime geçebilirsiniz..

4 Aralık 2015 Cuma

Saç Dökülmesi Sorunumu Nasıl Çözdüm ?

Normalde her zaman çok saçım olmuştur.. 
İnce telli olmasına rağmen ( aslında çocuklarımın doğumları sonrası bi parça cins değiştirip kalınlaştı ) tokalara sığmayan saçlarım vardı.. 
Ki bir dönem belime kadar uzunken bir de perma yaptırmıştım ki aman aman saçların içinde suratım zor seçiliyordu :)
Bu sebepten genelde araya makas attırır yoğunluğunu azalttırırdım..

Ta ki son bir kaç yılda özellikle kızımın doğumundan sonra hastalıklar, ev problemleri vs. gibi olaylar yüzünden geçirdiğim stresli zamanlar dolayısıyla dökülme sorunu yaşamaya başlayana kadar..
Yani ben strese bağladım.. Çünkü beslenme anlamında oldukça iyiyim.. Yemek yemeyi unutup tansiyonumun falan düşmesine sebep olduğum günler hariç :) 
Bir çok kişinin yemediği sebzeleri ben ayıla bayıla yerim.. Süt, yoğurt, balık, et benim düzenli olarak tükettiğim gıdalar..  Ağır bağımlı olmama rağmen kola ve asitli içecekler içmeyi uzuun zaman önce bıraktım ağzıma koymuyorum.. Sigara içmem, evde içtirmem.. Sürekli kan veriyorum çeşitli değerlerime bakılıyor. Herhangi bir sorun görünmüyor yani stres dışında..Ki zaten en baş sebebi stres olan saç kıranı da yaşadım yakın zamanda.. 

Son bir kaç ayda bu dökülme sorunu öyle arttı ki.. Artık ara makas attırmaya ihtiyacım kalmadığı gibi bir de kel kalacağım endişesi başladı :)
Öyle dökülüyor ki dökülmüyor resmen tutam tutam saçlarım elime geliyordu duşta.. Ay ay diye panikleyerekten elime gelen saçları içgüdüsel olarak kafama tekrar koymaya çalışmaya falan başlamıştım :)
Evimin parkeleri açık renk ve saçtan görünmez olmuştu.. Tam çıldırmalık..

Bir gün duşta saçtan arınamayınca aaa dedim bi şey yapmam lazım artık.. Şöyle ki dedim yani bu hızla dökülürse bi 10/15 yıkama sonra benim tepem açılmaya başlayacak..

Eşime mesaj attım hemen.. Çocukluğumdan abimin dökülme sorunu için bir şeyler yaptığını hatırlamam ve bir dönem eczanede çalışmam dolayısıyla bildiğim bazı yöntemler vardı.. Mesela çeşitli ampuller ( Bepanthene, Evigen ( hala üretiliyor mu bilmiyorum ama E vitamini.. Adı değişebilir. )  ve badem yağıyla hazırlanan saç bakım maskeleri gibi..
Önce eşime dedim bana hemen bu ampulleri al ben başlıyorum bi şeyler yapmaya..

Sonra üşendim :)

Ya dedim ben şampuan olarak başlayayım ilk önce.. Bi işe yaramazsa ampullere başlarım biraz meşakkatli çünkü.. Hazırla, kafana yay, beklet, saçını arındırmaya çalış vs. O aşamaya sonra geçerim diye düşündüm.. Yine eczanede çalışma dönemlerimden hatırladığım ( çok satıyorduk bunu o zaman )  Tresan Şampuan'ı almasını istedim eşimden..


Hemen o akşam getirdi sağolsun ertesi gün kullanmaya başladım.. Bir kaç çeşidi var benim kullandığım Isırgan özlü Normal ve kuru saçlar için olanı..

Ve sonucu gözlemlemek için deneysel çalışmalara giriştim, dökülen saçlarımı yıkadım kuruttum ve ayrı poşetlere koyup dökülme miktarını karşılaştırdım ve sizler için fotoğrafladım..

Tabi şimdi alenen dökülmüş saçlarımı gözünüze sokmayacağım :) Ama poşet içinden ve flulaştırdığım fotoğraf kalitesi üzerinden yoğunluklarını görebilirsiniz..

Yalnız şampuanı kullanmadan önce yapmak aklıma gelmedi.. Ama şu kadarını söyleyeyim.. Aşağıda gördüğünüz ilk yıkamada dökülen miktarın abartısız 3-4 katıydı tek yıkamada dökülen.. Sonrasında yerlere dökülen de cabası..

Bu fotoğraftakiler yıkama ve kurutma esnasında dökülen miktarlar. Sonrasında ise iki yıkama arasında neredeyse hiç dökülmüyor artık.. Belki 2-3 tane.. 


Kullanma aşamasına gelirsek,

*İlk yıkamada inanamadım bu kadar çabuk etki beklemiyordum ama daha yıkar yıkamaz farkettim ki dökülme anında azaldı.. Oluk oluk akmıyordu saçlar çünkü..
Bu arada ben güzel bir markanın dökülme karşıtı, ektra güçlü işte efendim yoğun besleyici falan fişman bir serisini kullanıyordum güya kremiyle birlikte :)

İlk yıkamaya dönersek Tresan Şampuan ilk kullanımda çok köpürmüyor.. Mesela ben saçlarımı 2 günde bir, 2 kez şampuanlıyor ve kremleyip çıkıyorum.. Tresan ilk kullanımda köpürmüyor.. Önce dedim hep böyle mi olacak..Ancak 2. yıkamada kendine geliyor ki ben köpürmüyor diye biraz fazla kullandım aynı duşun 2. yıkamasında.. Köpükten arınamadım epey bi o kadar köpürdü :)

Yalnız köpükten arındım arınmasına ama bildiğin saçım keçeleşti.. Yani duruladıktan sonra naylon bebek saçı gibi ve kalıp gibi oldu. Önce bi ürktüm.. Ve hemen saç kremine sarıldım.. 
Bu şampuanın saç kremi de var almamıştım onu aklıma gelip.. Ancak ben eski şampuanımın saç kremini kullandım..

İnternette kötü koktuğuna dair bir kaç şey okudum.. İnanamadım ama aynı şampuanı kullanmıyoruz herhalde diye düşündüm. çünkü gayet güzel kokuyor bence..

* İlk yıkamada o fotoğrafta gördüğünüz dökülen saçın büyük kısmı saç kremi kullandıktan sonra döküldü.. Zaten kremin daha fazla döktüğünü düşünmüştüm önceden de.. Ki saç diplerine asla kullanmadığım halde.. Bu yüzden 2. yıkamada denemek istedim ve krem kullanmadım..
Ve gördüğünüz gibi dökülme miktarı azaldı.. Ve ilk yıkamada oluşan keçeleşme azaldı.. Saçım sampuana alışmaya başladı sanırım..

* Üçüncü yıkamada yine krem kullanmadım ve dökülme miktarı gördüğünüz gibi epey azaldı :)

* Dördüncü yıkamada saç kreminin daha fazla döktüğü tezimi kendi kendime kanıtlamak için tekrar saç kremi kullandım.. Ve gördüğünüz gibi haklı çıktım dökülme tekrar çoğaldı :)

* Fakat dikkat ederseniz, 2.yıkamada krem kullanmadığım dökülme miktarıyla, 4. yıkamada krem kullandığımda oluşan dökülme miktarı artık aynı.. Yani dökülme yine de az.. Bilmiyorum anlatmayı becerebildim mi ? :)

Şimdi Tresanın saç kremini de alıp denemelerime devam edeceğim..

Keçeleşme olarak adlandırdığım durum yıkamalar ilerledikçe hayli azaldı.. Ya ben alıştım ya saçım alıştı :) 

Ve saçım artık daha dolgun daha çokmuş gibi duruyor.. Bunu farkeden Yasin'de ben de senin şampuanını kullanabilir miyim dedi ve gerçekten onunda artık hiç saçı dökülmüyor.. Gerçi onun genetik bir durumu var.. İster istemez kel kalacak tepesi hayli açıldı.. Ancak biz ona daha önceden çok pahalı şampuanlar aldık.. 50/60 TL idi bir kutusu mesela ama bu kadar keskin bir durma olmamıştı saç dökülmesinde.. Bu yüzden biz şaşırdık bu şampuanın çabuk sonuç vermesine..

Olumsuz bi şeyi var mı derseniz.. Saç sanki çabuk kirleniyor diyebilirim.. Yani dediğim gibi ben normalde 2 günde bir yıkıyorum saçımı ( Her gün yıkamanın iyi olmadığını biliyorum saç derisinde kuruma yaptığı söyleniyor )
2 günde bir yıkarken " artık 2 gün oldu yıkayayım saçımı " diyerek yıkıyordum.. Yani yıkamasam da oluyordu aslında..
Şimdi " 2 günün sonunda yıkamam lazım artık" diye yıkıyorum.. Yani sanki yıkamasam olmuyor :)

Yine bilmiyorum aradaki farkı anlatmayı becerebildim mi ? :)

Fiyatına gelirsek Yasin bir yerde 22 TL'ye görmüş.. Ama bir eczaneden 19 TL'ye almış.. Bu civarlarda bir fiyatı var yani..

Kullandığım bir ürün hakkında görüş ve önerilerimi dinlediniz :) Bilmiyorum ben de yaptığı etkiyi herkeste yapar mı ama bi deneyin derim sorununuz varsa.. 

Sevgilerimle <3

Takip edebileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım :

İletişim : catikatiilkay@gmail.com

Mause

Mause

linkwithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

STAT COUNTER IP PROGRAMI

Alexa

pint it