27 Aralık 2013 Cuma

5 Sofra , Post 3.. ve Grip :)


NAZAR DUASI
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ وَوَصَّيْنَا الْإِنسَانَ بِوَالِدَيْهِ حُسْنا""
وَوَصَّيْنَا الْإِنسَانَ بِوَالِدَيْهِ حُ

Şu an değil sofra kurmak , sıvı gıdalar dışında beslenemiyorum bile :) Soluk borumun yerinde bir sopa , bademciklerimin yerinde koca kayalar var sanki.. Perişan oldum demiştim hani , salı günü hafif bir boğaz ağrısıyla uyanıp yarım saat içinde üzerimden tır geçmişcesine ağrılara gark oldum.. Akşama kadar gözümü açamadım.. Emin yavrum o baktı kardeşine.. Gözümü açamadığım gibi ağzımı da açamadım.. İçim dışıma çıktığı zamanlar hariç.. Hatta telefonu da :)

Yasin aradı defalarca ve ben en sonunda açıp sadece , "ölüyorum , grip !" diyebildim :) 
Bu 2 kelimemle durumun vehametini anladı.. Çünkü ağız alışkanlığı her soğuk algınlığına grip oldum deriz.. Ama grip başka bir şey.. 
Biz Emin 1 yaşındayken bunu deneyimlemiştik Yasin'le.. Emin'in rota virüs dolayısıyla hastanede yatışının hemen ertesinde ben hayatımda ilk kez gerçekten grip olmuştum.. Ölümden döndüm resmen.. Gerçek grip öyle bir şey ki anlatılmaz yaşanır.. 
Grip deyince gözümün önüne gelen ilk sahne , su içmek isteyip Yasin'e sesimi duyuramayıp , sürüne sürüne mutfağa doğru giderken buzdolabının önünde kendimi yere bırakışım ve orda uyuyuşum olur :)  Grip öyle bi şey..

Yasin grip lafını duyunca tutuştu tabii :) 
Sonrası : acil , tekerlekli sandalye , serum , damarımı bulacaklar diye kolumdan şıp şıp akan kan..

Bu serum harika bi şey.. Bittiğinde ağrılarım hafiflemiş daha iyiydim lakin takacağız deseler 3-5 tane daha taktırırdım :) Doktor çıkabilirsiniz dediğinde kalsam ben az daha modundaydım.. Sonra içine ne ekledilerse arabada oturduğum yerde ağzım açık uyudum.. Eve geldiğimde de küt yatar yatmaz uyudum.. Ki bu benim tarihimde çok görülmüş bi şey değil.. 
İyice dinlenmişim.. Ertesi gün ağrılarım o kadar şiddetli değildi ama evde bi tekerlekli sandalyeye hayır demem hala o moddayım :) Üst katla ilişiğim tamamen kesilmiş durumda zaten.. Yaşamsal ihtiyaçlarımız dışında yataktan kalkmıyorum.. 
Yani bu post yattığım yerden hazırlanıyor diyor sofralara geçiyorum :)

Gecenin bi körü yeme krizine girip hazırladığımız bir sofraydı bu.. Oysa ertesi gün pazardı ve kahvaltı edecektik neredeyse bi kaç saat sonra :)

böyle böyle aldım o 5 kiloyu :)

Peçete : Santa ( Bim )


Bu da o pazarın kahvaltısıydı işte :)

Peçete : Kipa


Bu arada ben sofra fotoğrafı ekleyince en çok dert olan konu "Rana yemek yemiyor mu ?" konusu.. Yok yemiyor fotosentez yaparak besleniyor o :)
Fotoğrafta görünmüyor diye yemiyor değil tabii.. Masanın görünmeyen kısmında Rana'nın mama sandalyesi var.. Ve genelde fotoğraf çekildikten sonra mama sandalyesini yerleştiriyorum görsellik açısından.. Veya Rana hepimizden önce yemiş oluyor.. 
O bir bebek hala ve bazen bekleyemiyor.. Ben sofra hazırlarken babası onu yedirmişte olabiliyor.. Ve sofra fotoğrafları çoğu zaman çocuklar uyuduğu zaman kurduğumuz minik keyif sofralarımız olduğu için 2 kişilik.. O zaman fotoğraf çekme fırsatı buluyorum daha çok.. Her sofrayı fotoğraflayamıyorum.. 

Çocuklarımızı aç bırakıp kendimiz lüp lüp yemiyoruz yani :) Bu da konuyla ilgili son açıklamamdır..


Bu da o pazarın akşam sofrasıydı haha sürekli fotoğraf çekmişim o hafta sonu :) her zaman yapamıyorum bunu dediğim gibi..


Peçete : Markasız ( Eminönü'nden.. )


Bu da canlı canlı ınstagram'da yayınladığım bir kareydi.. 


Yine gecenin bi körü abur cuburla çoştuğumuz bir sofra.. 

Peçete : H&M ( yanılmıyorsam.. )


Sevdiğimiz tabağımızın kenarı çıtladıysa koskoca tabağı atmıyoruz tabii.. Napıyoruz ? Sofraya uygun bir mandalı tam kırılmış kısmın üstüne tuttturuveriyoruz :)

Minik detaylar..


Bazende bi çay , bi çekirdek yeter :)

Peçete : Selpak



Hoşçakalın ;)


Bana ulaşabileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım :


İletişim : catikatiilkay@gmail.com

23 Aralık 2013 Pazartesi

Her Telden Bol Fotoğraflı Karışık Post 22 :)


Öğretmenler gününden kalma bir kare.. 
Veliler olarak hain planlar sonucu öğretmenimize sürpriz yapmıştık.. Ben her zaman ki gibi geç kaldığım için sürpriz anını kaçırdım ama mamaları kaçırmadım :)

Sağ üstte kalan oval borcamdaki patates salatası bana ait.. Bana o düşmüştü.. Hepsini yediler hihih..


Yasin'in bana hediyesi ( evet bana kaktüs hediye etti.. Mesaj barındırıyor mu diye düşünmedim de değil hani ama pembe ve sevimli göründükleri için almıştır şeklinde avuttum kendimi :) Minnak kaktüslerime saksı bulamıyordum bahsetmiştim arayışlarımdan.. 
Kocaman yürekli sevgili Çağla bana bu saksıları hediye etti yanında başka cicilerle birlikte..
Öyle tatlılar ki dışlarını elleriyle süslemiş.. Tam bizim eve göre :)


Sevgili Suna'nın el emeği..

Sanırım içindeki kadeh :) 
Maharetli elleriyle harika bir iğnelik ortaya çıkarmış.. Rana'nın doğum gününde getirdiği 387534895796 hediyeden biriydi :)



Fotoğrafta görünen mavi şişedeki parfümde yine Suna'nın bana doğum günü hediyesi.. 
Beyonce Pulse.. Setti hatta minnak çanta boyu , duş jeli ve losyonu da var.. Kokusunun bağımlısı oldum.. Parfüm arayışında olanlar mutlaka baksınlar ;)

Hani Rana'nın doğum gününde yaşanacak hediye patlamasını önlemek adına "sadece çorap alın gelin başka bi şey istemiyorum" demiştim ama yine de hediye dağının önüne geçememiştim ya , herkes çorap alıp yanında bi yığın şey getirmişti yine.. İşte bu çoraplar o çoraplar :)

Hello Kitty'ler H&m'den..



Uzun zamandır takı askılığımı kullanmıyordum Rana'nın doğum günü magnetleriyle doluydu.. Geçen doldurdum üstünü.. Yine Suna'nın bol miktarda katkısı oldu yarısı neredeyse ondan hediye
seyretmelere doyamıyorum.. Özlemişim..

Beyonce Pulse parfümün çanta boyu bu fotoğrafta varmış şimdi farkediyorum.. Minnak hali ayrı bir güzel :)


seyretmeye doyamadığım bir başka şey.. Kahve ve şekerlemeler :)


Oğlumu yakalıyorum bazen böyle.. 
Şarkılar mırıldanarak ufka dalıyor.. Romantik oğlum benim.. Annesine çekmiş bir de su gördüğünde bi mayışıyo :)
Çaktırmadan çektim.. Sevdim bu fotoğrafı güzel oldu..


Yasin'le kısa süreli hayatın yoğun temposundan sıyrılma anlarımızdan biri..
Çay o kadar lezzetliydi ki kalkıp çay yapacağım şimdi aklıma düştü.. Bu fotoğrafı , Yasin'in garsonların bizim kata uğramaması üzerine Hacı Sayid'i telefonla arayıp "3. kata garson bekliyoruz" demeye çalışmasıyla hatırlıyorum :)


Her ne kadar böceklenip aramızdan ayrılan (bohuuuu ) saksı gülümün pembe saksısı boş olsa da çiçekliğim baya kalabalıklaştı..
Sağ öndeki fuşya pembe saksıdaki Japon kaktüsünün ayrı bir yeri var bende.. Çatı Katı takipçilerinden sevgili Hümeyra onu benim için bir miktar büyütüp taa İzmit'ten kargoyla yolladı  :) 

Evimizin yeni misafiri utangaç kız :) Bi de ikizi var aynı şekilde..
Suna'nın doğum günü hediyelerinden.. Pek sevdiklerimden..


Mutfak rafımın üstü canım sıkıldıkça değişime uğruyor :)
Bu hafta böyle..


Hoşçakalın..

Bana ulaşabileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım :



İletişim : catikatiilkay@gmail.com

14 Aralık 2013 Cumartesi

1 Sofra , 1 Tarif.. Patatesli / Peynirli Poğaça..


bu kez sevgili Çağla'nın gönderdiği tarifi denedim.. oldukça pratik yine.. ben patatesli /peynirli /maydanozlu denedim oğluma çaktırmadan peynir yedirebilmek adına.. ama Çağla kuşbaşı ve bezelyeyi kavurarak iç harç hazırlayıpta yapıyormuş.. veya tavuklu bezelyeli..

önce hafta içi Yasin işe gitmeden önce oturduğumuz minnak kahvaltı soframıza bakalım.. sonra tarife geçeceğiz..
bu ınstagram'da yayınladığım bir kareydi.. orada daha önce yayınlıyorum her şeyi.. blog biraz geriden geliyor :)


Patatesli /Peynirli /Maydanozlu Poğaça

Malzemeler : 
1 su bardağı sıvı yağ
1 su bardağı süt ya da yoğurt ( dışarıda beklesin,ılısın biraz.. direk dolaptan kullanmayalım )
1 pk. kabartma tozu
1 çay kaşığı tuz
Aldığı kadar un
Dışı için , yumurta sarısı
Çörek otu
Susam
İç malzemesi için , patates , peynir , maydanoz 

Hazırlanışı : Patatesleri haşlıyoruz , sıcakken içine peyniri katıp (tercihen yumuşak peynir ) iyice karıştırıyoruz.. ince ince kıyılmış maydanozu da katıp iç harcını hazırlamış oluyoruz..
hamur için tüm malzemeleri karıştırıp yumuşak bir hamur elde ediyoruz..  ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp elimizce açıp malzemesini yerleştirip kapatıyoruz.. üzerine yumurta sarısı , çörek otu , susam hooop fırına :)
ben genelde 200 derecede 15-20 dakika kadar pişiriyorum.. süre fırına göre değişebilir her zaman dediğim gibi.. kendi pişirme sürenizi kendiniz belirleyebilirsiniz..  

Afiyet olsun..

soframda da kendi hazırladığım pon pon peçeteleri kullanmıştım..

Sevgiler <3

5 Aralık 2013 Perşembe

Perde Seçiminde Strese Son Veren Hizmet : Mobil Perde :)

Tam bilgisayarımın aniden çökmesiyle tüm fotoğraflarımı kaybetmiş ve bir kaç post hazırlığım heba olmuşken , blogum bir kaç gün mecburi sessizliğe bürünecekken harika bir konu çıktı karşıma..

Alexa